Kurgusal Dünyalar

Kupa Kızı & Sinek Valesi

Elanka’da meteor yağmuru başlamıştı. Bütün klanlar sığınaklara akın ettiği için meydanlar bomboştu. Meteor yağmurları pek sık görülmezdi, ancak bir kere gerçekleştiğinde gezegene telafisi mümkün olmayan hasarlar verebilirdi. Yaşam formlarının yok olması en korkulan senaryoydu. Hükümet bundan korunmak için dev sığınaklar inşa etmiş, yaşam formlarının üretildiği reborn merkezlerini ultra korumalı elektromanyetik kürelerin içine yerleştirmişti. Gezegen yok olsa bile yaşam formları böylece hayatta kalıp diğer evrenlere geçebileceklerdi. Elanka’da bugün herkes hayatta kalmak için çabalıyordu, biri hariç.

Reina, boş sokaklara bakarken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişti. O kadar mutsuzdu ki, en büyük meteor gelip yuvasını yerle bir etse bunun için sevinebilirdi. Gözlerinden süzülen gözyaşları gümüş rengi kristal iğneler şeklindeydi. Düşen her gözyaşı mor cildinde ışıltılara sebep olurken, iğneler ise kalbine batıyordu. Ruhunun acısı fiziksel acıya dönüşüyordu. Bu yüzden Elanka sakinleri genelde ağlamazlardı. Tıpkı meteor yağmuru gibi nadir görülen bir durumdu. Ağlamak için çok büyük bir acı yaşanması gerekiyordu. Ve ne yazık ki yaşıyordu şimdi bu acıyı. Kalbine saplanıp şok etkisi yaratan iğnelere engel olamıyordu çünkü bu evrende ruhunun ait olduğu tek varlık yok olmak üzereydi. Bir bedenin yok olması demek, bedenin hücrelerine ayrılıp ışığa karışması demekti. Her bedenin yaşam süresi farklıydı, hiçbir ruh bedenini seçemiyordu ve yaşam süresini bedene girmeden öğrenemiyordu. Bir bedeni sahiplendikten sonra ilk olarak yaşam sürenizi öğreniyordunuz. Sonrasında karşınıza iki seçenek çıkıyordu. Ya kendinize bir eş ruh seçip onunla yaşam sürenizi dolduracak ve klanlara katılacaksınız ya da tek başınıza evrenler arası yolcu olacaksınız. Yüksek Meclis bu iki seçenek dışında yaşam formlarına başka bir şans vermiyordu.

Fivy, 1199 yılında bedenine kavuşmuştu. Bedenlendikten sonra evrenleri keşfetmektense eşini bulmayı tercih etmişti. Evren yolcularının ömrü kısa oluyordu ve hiçbir zaman bir yere ait hissedemiyorlardı. Aksiyon açısından ilgi çekici görünse de ruhunun sakin enerjisi klanlar için çalışmaya daha yatkındı. Ama önce eş ruhunu bulmalıydı. Bedenlendiğinde hiçbir ruhun eşine ait olduğunu hissedemediği için fiziki formunu dondurmak istedi. Bunu yapmak için sadece tek hakkı vardı. Yani bir kere fiziki formu dondurabilirdi, o yüzden eşinin ruhundan emin olmalıydı. Girdiği kapsülün içinde 2192 senesine kadar onu bekledi. Gezegende dondurucu soğukların başladığı bir zamanda hissetti ilk enerjiyi. Gök atmosferinde kuyruklu yıldızların en hareketli olduğu geceydi bu. Anemon kuyruklu yıldızı bütün geceyi aydınlattığında onun geldiğini anladı. Enerjiyi sadece hissetmesi yetmişti, hiç vakit kaybetmeden bedenledi ruhunu. Kapsülden çıktıktan sonra dikkatlice etrafına baktı. Ordaydı, Yüksek Meclis ona Reina adını vermişti. Uzun boylu, kıvrımlı bir vücudu vardı. Yosun yeşili saçları iri örgülerle donatılmış, kalçasının altından ayak bileklerine kadar uzanıyordu. Kocaman, badem gözleri soğuk soğuk bakıyordu etrafa. Fivy’nin kendine doğru geldiğini görünce donakaldı. Gözleri ilk kez birbirine temas ettiğinde hiç konuşmadılar, Fivy’nin gök laciverti saçları Reina’nın yosun yeşili saçlarına karıştı. Bu, iki ruhun bir olduğu anlamına geliyordu. Bedenleri mühürlenirken saçlarında ortaya çıkan parlama, birbirlerine ne kadar ait olduklarını doğrular nitelikteydi. Fivy, neredeyse yüz yıl beklemişti ama buna değerdi. Öyle büyük bir enerjiydi ki bu, ruhlarının iletişim kurmalarına gerek bile kalmıyordu. İlk saniyede birbirlerine bağlanmışlardı.

Fivy ve Reina, Elanka’nın en gözde çiftlerinden biri olmuşlardı kısa zamanda. Çoğu ruh, eşini bulduğunu zannedip yaşam yolculuğuna adım atsa da bu yolculuğu gerçek bir parıltıyla bitirebilen çok azdı. Genelde bir süre geçtikten sonra ruhlar arası bağlantı zayıflar ve sadece Meclis’e karşı olan görevlerini tamamlamak için bir araya gelirlerdi. Ancak onlar için bu durum çok farklıydı. Birbirlerine inanılmaz bir çekim hissediyorlardı. Birlikte geçirdikleri her saniyeden keyif alıyorlar, ayrı kalamıyorlardı. Bedenleri şarj olurken bile saçları birbirine karışırdı. Aralarındaki enerji, yoğun bir sevgiydi. Sevgi, her evrende hissedebileceğiniz tek gerçektir.

Reina, Fivy’nin yaşam kapsülünde uzanan bedenine baktı. Her hücresini ezbere biliyordu. Mutluluğunu, heyecanını, stresini, aşkını okuduğu bütün hücrelerine baktı. Uzun uzun inceledi yüzünü. Parmaklarını saçlarında gezdirdi. Bedenleri mühürlendiğinde ikisi de birbirinin yaşam süresini görmüştü. Bugünün geleceğini biliyorlardı. Fivy’nin ışığa karışmasına artık 1 günden az kalmış, enerjisi tamamen tükenmişti. Gözlerini zor açıyordu. Reina için zaman çok ağır akıyor, geçen her saniyede acısı daha da derinleşiyordu. Diğer evrenlerde de birlikte miyiz acaba? diye düşündü bir an. Yüksek Meclis üyesi değilseniz, paralel evrenlere istediğiniz zaman erişemiyordunuz. Her ruh, varlık süresi boyunca yalnızca 1 kere bu erişime sahip oluyordu. Her güzel şeyin bir bedeli olduğu gibi, diğer evrenlere erişmenin de bir bedeli vardı. Paralel evrenleri görmek için çok yüksek bir enerji harcamanız gerekiyordu. Öyle ki bu enerji, ruhu tamamen tüketebilirdi. Bir nevi intihar gibi düşünebilirsiniz. Evrenleri gördükten sonra varlık süresi tükenen çok fazla ruha şahit olmuştu. Hücrelerine ayrılıp ışığa karışma fikri şu an kulağa çok cazip geliyordu. Onunla var olmuştu, onunla yok olmayı tercih ederdi.

Sağ kolunu gövdesine paralel şekilde yaklaştırdı, eli kalbinin üstündeydi. Evrenler arası yolculuk için kolundaki çipi aktif hale getirdi. Bütün bedenini saran elektrik dalgasını hissetti. Saçları göğe doğru uzanmış, şiddetli bir hareket halindeydi. Alnından sızmaya başlayan ışık dakikalar içinde güçlendi. Yerden birkaç metre yükseldiğini hissetti. 501 tane paralel evren vardı, bunlardan sadece 19’unda şu an birliktelerdi. Diğer evrenlerin bazılarında çoktan ölmüşler, bazılarında ise hiç doğmamışlardı. 19 evrenin hepsini tek tek gezdi. Rox47’de sadece hayvan denilen canlılar yaşıyordu. Burada mirket ve sincap olmuşlardı. İki farklı tür olmalarına rağmen birbirlerinden ayrılmıyorlardı. Sincap, mirket için çaldığı bir fındığı ona veriyordu. Mirket bu durumdan oldukça memnundu. Titanların evreni Sarovon’da ise birbirine düşman iki topluluğun savaşçılarıydılar. Görevleri birbirlerini öldürmek olsa da aralarındaki çekim bunu mümkün kılmıyordu. Diğer titanlardan gizlice aşklarını yaşıyorlardı. Bugün, Sarovon’un en ücra köşesi olan Sueno’da buluşmuşlardı. Evrenler içinde en çok içini ısıtan ise Dünya oldu. Dünya’da insan formunda hayat bulmuşlardı. Çok güzel görünüyorlardı. Birbirlerine tutkuyla bağlıydılar, ev denilen dünyalıların yaşam kapsülünde tatlı bir hayatları vardı. Birbirlerine sarılıyorlardı. Dişi olan tıpkı sincap gibi bir kutu veriyordu eşine. Kutuyu açan erkek çok mutlu görünüyordu. Dişisini yanaklarından öpüp sıkıca sarılıyordu. İnsanların sesi dışında, dünya gezegeninde adına müzik denilen bir şey duydu. İki insan dinliyordu bu sesi ‘’Geçmiş değil bugün gibi, yaşıyorum hala seni, sen hep benim yanımdasın…’’ İnsanlar bu sesi dinlerken birbirlerine sarılıp vücutlarını paralel şekilde hareket ettirmeye başlamışlardı. Dünyalı dilinde dans etmekti bu eylemin adı. Fivy ile saçlarının birbirine karıştığı ilk an geldi aklına. Onları izlerken kalbine saplanan iğnelere engel olamadı. Dünya’da ne kadar mutlulardı böyle! 19 evrenin hepsinde güzel bir gündü. Her evrende bugün Fivy’nin doğum günüydü.

Dünya’dan ayrılıp Elanka’ya döndüğünde yürümeye bile enerjisi kalmamıştı. Cildi solmuş, gözleri donuklaşmıştı. Son enerjisiyle Fivy’nin yanına doğru yürüdü. Yaşam kapsülleri yan yanaydı. Kendi kapsülüne girmeden önce eşinin yanaklarından öptü tıpkı insanlar gibi. İkisi de hemen hemen aynı zamanda bedenlerinden ayrılacaklardı. ‘’Doğum günün kutlu olsun mirket’’ dedi. Sesleri duyabildiğini biliyordu. Parmaklarını hafifçe hareket ettirdiğini gördü. Son saniyeleri yaşıyorlardı birlikte. Diğer evrenlerde mutlu olduklarını görmek acısını biraz hafifletmişti. Belki de bu yok oluştan sonra bambaşka bir evrende tekrar kavuşacaklardı. Kapsülüne yerleşip baktı ruhunun eşine. Fivy’nin kapsülünden yoğun bir ışık yayılmaya başladı. Yok oluş evresi başlamıştı. Birkaç dakika içinde ruhu ışığa karışacaktı. Son kez Reina’yı görebilmek için kendini zorlayıp gözlerini araladı. Reina’nın da kapsülünden ışık yayılıyordu. Bunu beklemiyordu, ama bir şeyler olduğunu hissetmişti. Saçlarının uçları birbirine değerken Fivy son gücüyle fısıldadı;

‘’Bütün evrenlerde seninleyim’’

1 Yorum

  1. Mahinur

    Ağlattın beni

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir