Geçtiğimiz günlerde kendimi bir tartışmanın içinde buldum. Uzun ilişki ile flört taraftarları fikirlerini beyan ediyorlardı. Flörtçüler, günümüzde insanların her şeyi hızlı tükettiklerini bu nedenle ilişki kurmanın artık mümkün olmadığını belirtirken uzun ilişkiciler hala umut vadeden ilişkilerden örneklerle tez çürütmeye çalışıyorlardı.
Ben de iflah olmaz bir uzun ilişki insanıyım. Evet flört etmek çok heyecanlı ve eğlenceli, ancak flörtün süresi maksimum 1-2 ay. Sürekli yeni insanlar tanımak oldukça yorucu. Hızlı başlayıp hızlı tükenen bir şey. Zaten flört ettiğiniz kişiyle vakit geçirmekten keyif alıyorsanız bir noktada diyaloğunuz ilişkiye evriliyor. Birlikte gülüp eğlendiğiniz insana karşı içinizde bir sevgi oluşmaya başlıyor. Merak ediyorsunuz, korumak istiyorsunuz, başkalarından kıskanıyorsunuz. ‘’O benim!’’ diyorsunuz. Hal böyle olunca aidiyet duygusu gelişiyor ve duygular karşılıklıysa sevgili olmak artık kaçınılmaz bir sona dönüşüyor. Günümüz ilişkilerinde sevgili olma terimi hala kullanılıyor mu bilmiyorum, uzun zamandır flört piyasasından uzak yaşadım. Ama bence olmalı. Ne yaşıyorsanız, bunun bir ismi olmalı. Bir öyle bir böyle ilişkiler sadece insanın ruhunu yıpratıyor. Netlik benim için oldukça önemli, eminim pek çok kadın da benimle aynı fikirdedir. Sevgili miyiz? Tamam o zaman bitti flört evresi. Artık iki kişi sadece birbirine aittir. Tanrım, o ne büyük bir huzur! Size değer veren, sizi her şeyden sakınan ve yüzünüzü güldürmek için çabalayan bir insanın varlığı ne büyük bir nimet! Sadakat ne güvenli bir duygu! Sevgililik süreci ilerleyip artık yıldönümü kutlama evresine geldiğinde ilişki boyut atlıyor. Bence bu durum oldukça keyifli. Karşınızdaki insanı artık her detayıyla tanır hale geliyorsunuz. Bakışından, duruşundan ne düşündüğünü anlayabilirsiniz. Neyi sever, neyi sevmez, neye sinirlenir bunları bilip ona göre hareket ettiğiniz için ilişkinin ilk zamanlarında oluşan kaos da bitmiş oluyor böylece. Artık her zaman sığınabileceğiniz güvenli bir limanınız vardır. Bilirsiniz ki doğum gününüzde yanınızda olacaktır, yılbaşında sizinle geri sayım yapacaktır, hastalandığınızda başınızda bekleyecektir, ağladığınızda gözyaşınızı silecektir. Artık bu dünyayı 2 kişilik yaşar hale gelirsiniz. Bence bir insanın yaşayabileceği en güzel şey bu.
Uzun ilişkiyi sıkıcı bulan bir kitle de mevcut. Sürekli aynı insanla konuşmanın, aynı insanı görmenin sıkıcı bir durum olduğunu düşünüyorlar. Ben buna da katılmıyorum. İnsan sevdiği kişiyle birlikte olduğu zaman onun yüzünü görmekten sıkılmıyor aksine yüzünü gördükçe mutlu oluyor. Bunu yalnızca aşık olanlar anlayabilir, hayatında hiç aşık olmamış biri için bu oldukça ütopik bir söylem olacaktır. Garip bir şey, gerçekten sıkılmıyorsunuz. Her huyunu her zevkini her tepkisini önceden bildiğiniz halde sıkılmıyorsunuz. Aynı esprilere yıllarca gülebiliyorsunuz. Gülmekten de sıkılmıyorsunuz. Kalbinizi kırsa da affediyorsunuz. Hatta kendinizden çok sevgilinizi düşünür hale gelip, fazlasıyla fedakarlık yapabiliyorsunuz. Günün sonunda onun gülen yüzünü gördüğünüz zaman bütün yaralarınız sarılıyor. Dünyada önemli olan tek şey gerçekleşmiş gibi, zaman duruyor.
Aşk olmadan senelerce bir ilişkiyi yürütmenin mümkün olduğuna inanmıyorum. Bence aşk yaşanabilecek en güçlü duygu. Bu nedenle hiç aşık olmadan ömrü biten insanlara hep çok üzülmüşümdür. Böyle bir şeyi herkes yaşamalı. O tutku, o heyecan, güven, huzur… Eğer yeterince sabırlı ve anlayışlıysanız aşkınız ömür boyu sürüp gidebilir. İşte o zaman bana göre dünyanın en şanslı insanı olursunuz. Milyonlarca insan hiç aşık olmadan ölüp giderken siz ömrünüzü aşık olduğunuz kişiyle geçirebileceksiniz. Buna erişmek için çok emek vermek gerekiyor. Aşk o kadar güzel bir şey ki, verdiğiniz emeklerin karşılığını misliyle alabilirsiniz. O yüzden eğer şu an aşıksanız, tadını çıkarın.
Flörtçü dostlarım, bir gün yeni biriyle flört etmekten yorulduğunuzda, uzun ilişkinin güvenli limanına demirlemek isteyeceksiniz. Umarım limanda sizi bekleyen biri olur. Umarım hepiniz sırılsıklam aşık olursunuz…
